Yazar Hakkında Kitaplar Filmler Makaleler Web Siteleri
 
 

KOMÜNİZMİN DOĞUŞU

BOLŞEVİK VAHŞETİN TARİHİ
KOMÜNİZMİN DONUK DÜNYASI
ASYA'DA KIZIL TERÖR
KOMÜNİZMİN DİN DÜŞMANLIĞI
KOMÜNİZM GİZLENDİ
MATERYALİZMİ ÇÖKERTEN BÜYÜK GERÇEK
 



 

»BELGESELLER

KOMUNİZMİN KANLI TARİHİ-1
KOMUNİZMİN KANLI TARİHİ-2

KOMUNİZMİN KANLI TARİHİ-3

 


 

 


Komünist Bölücü Terörün Çözümü Bataklığın Kurutulmasıdır

Atatürk, “Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük düşmanıdır. Her görüldüğü yerde ezilmelidir” sözleriyle en çarpıcı biçimde komünizm konusundaki fikrini ifade etmiştir. Atatürk, komünizmin, diyalektik felsefe, materyalizm ve Darwinizm’den meydana gelen ve insanlığı büyük tahribata uğratan özelliklerini çok iyi fark etmiş ve “her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyerek Türk Milleti’ne yol göstermiştir.

  • Komünist-bölücü terörün çözümü bataklığın kurutulmasıdır. Bu bataklık, diyalektik materyalist felsefedir ve bu felsefenin temel dayanağı Darwinizm’dir. Darwinizm resmi olarak okutulmaya devam ettiği sürece bu bataklığın kurutulması mümkün değildir.

  • Güneydoğu'da senelerdir devam eden bölücü faaliyetlerin arkasında Marksist-Leninist-Komünist ideoloji bulunmaktadır. Bu ideolojinin temeli ise Darwinizm’e dayalıdır ve bu teori olmadan hayat sahası bulması olanaksızdır. Komünizmin önderleri, toplumlara Darwinizm'i benimsetmeden Komünizmin hedeflerine ulaşmasının mümkün olmadığını özellikle vurgulamışlardır.

  • Komünist bölücü terörün Darwinizm’den kaynaklandığı ilmi bir gerçektir. Bir yandan teröre her gün şehitler verirken bir yandan da resmi olarak evrimi anlatmak büyük bir yanlıştır. Bu, terörün temel kaynağını beslemek demektir. Darwinist yalanların gençlere anlatılması son bulmadıkça terörün önüne geçmek mümkün değildir. Bu gerçeğin artık farkına varılmalıdır. Darwinist propagandanın ve ona sırtını dayamış olan diyalektik materyalizmin etkisinin kalkması için, yaklaşık 150 yıldan bu yana dünyayı kana bulayan bu köhne teorinin geçersizliği, sahte yöntemleri ve aldatmacaları, modern bilimin ışığında ve bütün açıklığıyla Türk gençliğine öğretilmelidir. Bu çerçevedeki bir eğitim ile birlik ve beraberliğimizi tehdit eden ideolojilerin hayat damarları kesilmiş olacaktır.

  • Bölücü terör örgütü, terörist olarak yetiştireceği kişilere öncelikle diyalektik materyalizm ve bu felsefenin temeli olan Darwinizm eğitimi vermektedir. Darwinizm üzerine bina edilen Marksist-Leninist fikirler ve Lenin’in terör direktifleri doğrultusunda yetişen bölücü militanlar, askerimizi, polisimizi ve masum vatandaşlarımızı katletmekte, her türlü terör yöntemine başvurmaktadırlar.

  • Komünizm ve Faşizm Darwinist temellere dayalıdır. Bunlara göre “hayat acımasız bir mücadele meydanıdır, sadece güçlü olanların yaşam hakları vardır, zayıf olanlar ise yok olup gitmeye mahkumdur.” Toplumları hayvan sürüleri olarak değerlendiren, insani ve ahlaki değerleri hiçe sayan, güç ve iktidar için her türlü yolun meşru olduğunu savunan bu Darwinist ideolojilerin insanlığa getirdiği dehşet ve yıkım ise çok büyük olmuştur.

  • Kanlı komünist diktatörlerden Stalin'in "Genç nesillerin zihnini yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir şeyi öğretmeliyiz: Darwin'in öğretilerini." (Kent Hovind, The False Religion of Evolution) sözleri, Çin'de on milyonlarca insanı acımasızca katlettiren, bir o kadarını da açlığa terk eden Mao'nun "Çin sosyalizminin temeli Darwin'e ve evrim teorisine dayandırılmıştır." (K.Mehnert, Kampf um Mao's Erbe, Deutsche Verlags-Anstalt) itirafı, Darwinizm’in, kan dökücü Marksist, Leninist, Maocu ideolojilerin ayakta durması için son derece hayati olduğunun ispatıdır.

  • Faşist lider Adolf Hitler, ünlü kitabı Kavgam'da, “Ari ırkın doğa tarafından üstün kılındığı”nı iddia etmiş, (L.H.Gann. "Adolf Hitler: “The Complete Totalitarian”, s. 24 ) bu kitabın ismini seçerken de Darwin'in "yaşam kavgası" fikrinden esinlenmiştir. (Ben Macintyre, Forgatten Fatherland, s. 28) Hitler, 1933'deki ünlü Nürnberg mitinginde ise, "yüksek ırkın düşük ırkları idare ettiğini, bunun doğada görülen bir hak olduğunu ve tek mantıklı hak olduğu" şeklindeki Darwinist görüşü dile getirmiştir. Ünlü evrimci Stephen Jay Gould‘un “Almanya’da Darwinizm’in bir savaş nedeni haline geldiği” şeklindeki tesbiti ise oldukça önemlidir. (Paul G. Humber, "Hitler's Evolution Versus Christian Resistance")

  • Hitler'in en büyük müttefiki olan Benito Mussolini ise 1935’te başlattığı Etiyopya işgalini Darwin'in ırkçı görüşlerine ve yaşam mücadelesi kavramına dayandıracak, İngiliz İmparatorluğu’nun zayıflamasının nedeni olarak "evrimin en önemli itici gücü olan savaştan kaçmaya çalışması" yorumunu yapacak kadar koyu bir Darwinistti. (Robert E. D. Clark. Darwin: Before and After. London: Paternoster Press, s.115) Mussolini, bir dönem editörlüğünü yaptığı “Sınıf Çatışması” isimli derginin ilk sayısında Marx ve Darwin’den, "geçmiş yüzyılın en büyük iki düşünürü" diye söz etmiş ve Darwinizm’e övgüler yağdırmıştır. (Dennis Mack Smith, Mussolini, s.18)

  • Komünizm ve Faşizm, aynı materyalist temellerde buluşan ve aynı odakların icat ettiği sapkın ideolojilerdir. Bu insanlık dışı ideolojilere taraftar toplamak için ilk yapılan, "insanın, doğanın ve tesadüflerin ürünü bir cins hayvan olduğu" yönündeki Darwinist iddiaları toplumlara benimsetmektir. Darwinist eğitim uygulayan toplumlarda bireylerin bir bölümü, manevi ve milli değerlerinden uzak kalmış ve materyalist safsataların telkinine kendilerini kaptırmış durumdadır. Böyle toplumlarda vefanın, sadakatin, şefkatin, fedakarlığın hiçbir önemi yoktur. Gençler, kendilerine verilen eğitim sonucu, bu dünyada tesadüfler neticesinde var oldukları, bir gün ölüp yok olup gidecekleri zannına kapılmışlar; birbirinden tehlikeli ve yıkıcı fikirlerin, sapkın akımların ve ideolojilerin peşinden gidebilecek bir hale gelmişlerdir. Bu kişiler için artık din, aile, millet, bayrak gibi kavramlar birşey ifade etmemektedir. Dahası, bunlar için insan hayatı da değersizleşmekte, rahatlıkla insan canına kıyabilmekte, öldürdükleri kişilerin birer hayvan olduğunu düşündükleri için vicdanen son derece rahat olabilmektedirler.

  • Komünist devrim az sayıda insanla yapılmakta, çoğunluk hiçbir zaman insan yerine konulmamaktadır. Bu devrimi kurgulayan ve uygulayanlar sadece kendilerinin haklı ve doğru olduğunu düşünmekte, kendi görüşlerini çoğunluğa zorla kabul ettirme yöntemini benimsemektedirler.

  • Türkiye, dünya Türklüğünün son bağımsız kalesidir. Komünist odaklar bu kaleyi ele geçirmek için her türlü fitneyi planlamaktadır. Bir kısım komünistler, vatan, bayrak ve millet gibi kavramlar ve Atatürkçülüğün arkasına gizlenerek ülkemizi felaketlere sürüklemeye çalışmaktadır. Bilindiği gibi komünizmde herşey silahla, şiddetle ve terörle çozülür ve hedefe giden her yol mübah sayılır. Komünistler, gerekirse bayraktan, gerekirse vatan sevgisinden, gerektiğinde demokrasiden bahsederler. Oysa bunlar, Lenin’in “Bir Adım İleri, İki Adım Geri” kitabında belirttiği taktiklerden ibarettir.

  • Milletimizi Darwinist yalanlara karşı uyarmak ve bu aldatmacanın tahrip edici etkisini bertaraf etmek için faaliyet yapanlar ise yıllardır materyalist çevrelerin hedefi olmuşlardır. İlmi mücadeleye, ilmi cevap verilmesi gerekir. Ancak materyalist çevreler, sahip oldukları basın yayın organlarını, psikolojik savaşın saldırı aracı olarak kullanmakta, evrim teorisinin çöküşü hakkındaki bilimsel yayınlara hakaret ve karalama yöntemi ile karşılık vermeye kalkışmaktadırlar. Bilindiği gibi materyalist çevreler, kendilerine aylardır çağrı yapılmasına rağmen bir tek ara fosil ortaya koyamamışlar, Türkiye’nin her yerinde sürdürülmekte olan Yaratılış Sergileri karşısında bütünüyle sessizliğe gömülmüşlerdir.


Türk Milleti, Evrim Teorisine Karşı Net Tavrını Koymuştur!

Harun Yahya’nın evrim teorisini çürüten eserleri, 1980’li yılların ortalarından bu yana ülkemizin her yerinde yaygınlaşmış, bu eserlerden yararlanılarak hazırlanan belgesel filmler, süreli yayınlar, makaleler, haberler ve sayısı 2000’i aşan konferanslarla halkımız Evrim Aldatmacası konusunda bilinçlenmiştir. Öyle ki, ABD’deki Michigan State Üniversitesi'nin 34 ülkede yaptığı araştırmaya göre Türkiye, “evrim teorisinin geçersiz olduğunu düşünenlerin ezici çoğunluğa ulaştığı tek ülke” haline gelmiştir. Science dergisinde yer alan ve 1985-2004 yılları arasındaki dönemi kapsayan bu araştırma, Türkiye’de sürdürülen çalışmaların ne kadar etkili olduğunu ve Türk Milleti’nin diğer milletlerden farkını ortaya koyan bilimsel bir ispat niteliğindedir. Toplam 46.000 sayfa ve 31.500 resimden oluşan Harun Yahya Külliyatı içinde yer alan ve yaklaşık 7.000 sayfa ve 6.000 renkli resimden oluşan Evrim Aldatmacasını ifşa eden kitaplar, teorinin geçersizliğini ispat etmiş ve Darwinizm’e karşı kazanılan bu zafere -Allah’ın izniyle- vesile olmuştur.

Türk Düşmanlığının Temeli Darwinizm'dir

Darwin, insanların maymun benzeri canlılardan evrimleştiğini öne sürerken, insan ırklarının, evrimin çeşitli basamaklarında yer aldıklarını, Avrupalı ırkların "ileri" ırklar olduğunu savunmuş, diğer pek çok ırkı ise,"maymunsu özellikler taşıdıkları" iddiasını öne sürerek aşağılamıştır. Darwin, "aşağı ırklar" olarak tanımladıklarının arasında, Yüce Türk Milleti'ni de saymıştır. W. Graham'a yazdığı 3 Temmuz 1881 tarihli mektubunda, bu ırkçı düşüncesini şöyle ifade etmiştir:

“Avrupa ırkları olarak bilinen daha medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türkleri tam bir yenilgiye uğratmışlardır. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, çok sayıdaki daha aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş daha yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum."(Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Vol. I, 1888. New York: D. Appleton and Company, s. 285-286)

Darwin'in bu tür hezeyanlarının, Avrupa'da uzun süredir devam etmekte olan Türk düşmanlığının temeli olduğu bilinen bir gerçektir.

Evrim Teorisi Nasıl Çöktü?

Modern bilim,1859 yılında Charles Darwin’in ilkel denecek kadar yetersiz teknik olanaklar ve yoğun bir hayal gücüyle ortaya attığı teorisini çürütmüştür.

Teorinin ortaya atıldığı günden bugüne kadar geçen yaklaşık 150 yılda yapılan kazılarda 250 bin türe ait yaklaşık 100 milyon fosil çıkarılmasına rağmen bunlardan bir teki bile Darwin’in iddialarını desteklememiştir. Darwin’in, teorisinin ispatı için mutlaka mevcut olması gerektiğini belirttiği ara canlılara ait fosiller hiçbir zaman bulunamamış, çünkü böyle canlılar gerçekte hiçbir zaman var olmamışlardır. Karıncalardan ağaçlara, yarasalardan köpek balıklarına kadar çok çeşitli türlere ait milyonlarca yıllık fosiller mevcuttur ve bunlar, canlıların evrim geçirmediklerini net olarak ispat eden somut delillerdir.

Darwin’den çok sonra ortaya çıkan moleküler biyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji, biyomatematik, moleküler genetik gibi çok sayıda bilim dalı, canlılığın tesadüfen meydana gelemeyeceğini ve canlıların birbirlerinden evrimleşmelerinin söz konusu olmadığını ortaya koymuştur.

Bilim, yaşamın kökeninde astronomik miktarlarda bilgi bulunduğunu, DNA’nın adeta harf harf yazılmış ciltler dolusu ansiklopediye benzediğini, hücrenin “moleküler makinalar”dan meydana geldiğini keşfetmiştir. Bunların tesadüflerle ve yavaş yavaş gelişerek meydana gelemeyeceği ispat edilmiştir.

Biyomatematik alanında yapılan hesaplamalar, yaşamın bu kompleks yapısının tesadüflerle bir meydana gelme ihtimalinin "0" olduğunu kanıtlamıştır. Tek bir proteinin bile tesadüflerle ortaya çıkma ihtimalini 10 üzeri 950’de 1 olarak hesaplayan matematikçiler Darwinizm’e en büyük darbelerden birini vurmuşlardır.

Darwin’in bir evrim mekanizması olarak tanıttığı Doğal Seleksiyon kavramının, evrim iddialarıyla hiçbir ilgisi olmadığı, evrimleştirme gibi bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Uzun yıllar denizden karaya geçiş hikayesi için delil olarak gösterilen Coelecanth isimli canlının günümüzde de yaşamakta olan normal bir balık olduğu görülmüş, kuşların atası olarak tanıtılan Archæopteryx’in bir ara canlı olmayıp, soyu tükenmiş bir kuş olduğu ispat edilmiş, At Serisi diye tanıtılan fosillerin gerçekte atlarla hiçbir ilgisi olmadığı, farklı dönem ve coğrafyalarda yaşayıp soyu tükenmiş canlılara ait olduğu ispat edilmiş, insanın atası olarak gösterilen bir avuç kafatasının ve kemik parçalarının gerçekte “ya soyu tükenmiş maymunlara ya da normal insanlara” ait olduğunu kanıtlanmış, canlıların başka canlılara dönüşmesi için temel mekanizma olarak tanıtılan mutasyonların canlılar üzerindeki etkisinin “tahrip veya ölüm” olduğu, değil evrimleştirmek sağlam canlıları bile yok edici bir fonksiyonu olacağı anlaşılmıştır. Burada sayılanlar gibi pek çok gerçek sebebiyle evrim teorisi çökmüştür.

Darwinizm Emperyalizmin Silahıdır

Darwinizm, dünya emperyalizminin kullandığı bir silahtır. Emperyalist ülkeler, işgal etmek ve boyunduruk altına almak istedikleri ülkelerde “5. kol faaliyeti” olarak manevi gücü kırmaya çaba harcarlar. Bu faaliyette Darwinizm başrolü oynar. Çünkü Darwinist öğretileri benimseyen toplumlar, emperyalist devletlerin kolayca hakimiyetine girerler.

Osmanlı, son döneminde okullara sokulan Darwinist fikirler neticesinde kimliğini kaybetmiştir. Toplumu birarada tutan manevi değerlerden yoksun bir yönetici kadrosu ile de çöküşe gitmiştir.

Emperyalistler Darwinist öğretileri, “toplumları kamplara ayırıp çatıştırmak” için kullanırlar. Dünyanın pek çok ülkesindeki faşist-komünist kamplaşmaları, “çatışmanın doğanın sözde bir yasası olduğunu” iddia eden Darwinist telkinlerin ürünüdür. Bu telkinler, gelişme ve ilerlemenin şartıymış gibi gösterilmektedir. Milyonlarca insanın hayatına mal olan, Darwinizm'in "yaşamın sözde bir mücadele alanı" olduğu, "ilerlemenin çatışmayla" gerçekleşeceği yalanları, emperyalizmi de güçlendirmektedir.

Darwinist yöntemlerle maneviyattan uzaklaştırılarak kutuplara ayrılan ve güçsüz hale getirilen Müslüman ülkelerin, emperyalist güçlerin güdümüne girmeleri de kaçınılmazdır. Nitekim Sovyetler Birliği döneminde Müslüman Türk devletlerinin uzun yıllar Darwinist-Komünist esaretin altında kaldığı gerçeği de unutulmamalıdır.

Vahşi Kapitalizm, Komünizm ve Faşizmin “görünmez gizli gücü” Masonlar ise, ideolojilerini destekleyen Darwinizm’i, kendi yayınlarında şöyle savunurlar:

“Bugün, artık en uygar ülkelerden, en geri kalmışlarına kadar tek geçerli bilimsel kuram Darwin'in ve onun yolunu izleyenlerinkidir.” (Mimar Sinan 1980, sayı: 38, s. 18)

Darwinizm, Bölücü Terör Örgütünün İdeolojisinin de Temelidir

Türk Devleti'nin bölünmez bütünlüğünü hedef alan en önemli tehdit olan bölücü terör, doğrudan komünist ideolojiye dayanmaktadır. Materyalizme ve Darwinizm’e dayanan bu ideoloji, ahlak, mukaddesat ve maneviyat gibi kavramları reddetmekte, insanların sadece maddi varlıklarını esas almakta, hatta Darwinizm’in etkisiyle insanları bir çeşit hayvan olarak görmektedir. Darwinizm ile Komünizm bağlantısını ortaya koyan ifadelerden bazıları şu şekildedir:

Karl Marx: "Darwin'in yapıtı büyük bir yapıttır. Tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimleri açısından temelini oluşturuyor." (Marks Engels Mektuplar, cilt 2, s.126)

Lenin: "Marx'ın teorisinin tümü, evrim teorisinin, en tutarlı, en tam, en düşünülmüş ve özlü biçimiyle çağdaş kapitalizme uygulanmasıdır." (Robert M. Young, Darwinian Evolution and Human History, Historical Studies on Science and Belief, 1980)

Engels: "Tabiat metafizik olarak değil, diyalektik olarak işlemektedir. Bununla ilgili olarak herkesten önce Charles Darwin'in adı anılmalıdır." (Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm-Bilimsel Sosyalizm, Sol Yayınları, 1990, s. 85)

Trotsky: "Darwin'in buluşu, tüm organik madde alanında diyalektiğin (diyalektik materyalizmin) en büyük zaferi oldu." (Alan Woods-Ted Grant, "Marxism and Darwinism", Reason in Revolt: Marxism and Modern Science, Londra 1993)

Terör, Bölücü Örgütlerin Vazgeçilmez Bir Yöntemidir

Terör, temeli Darwinizm’e dayanan bölücü ideolojilerin hedefe ulaşmak için kullandığı etkin bir yöntemdir. Komünist liderler terörü vazgeçilmez bir silah olarak taraftarlarına tavsiye etmişlerdir. Bölücü terör örgütünün bütün yöntemleri komünist ideolog ve liderlerin tavsiyeleri doğrultusundadır. Bu liderlerden Lenin’in terör talimatları oldukça çarpıcıdır:

"Polisleri, askerleri, devlet memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında yangınlar çıkartmak... Devletin hazinelerinden paraları almak... Devrimci komünist güçler yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı, insanları öldürerek, bombalayarak, binaları havaya uçurarak korku yaymak ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğünü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır." ("Vladimir Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında", Homizuri G.P., Moskova 2005)

Adnan Oktar’ın, Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı eserlerin sayısı yaklaşık 250’dir. Bu kitaplar 46.000 sayfa ve 31.500 resimden oluşmaktadır. Tüm bu kitaplara ve bunlardan yararlanılarak hazırlanan belgesellere, http://www.harunyahya.org/, http://www.harunyahya.net/ ve http://www.harunyahya.com/ adreslerinden ücretsiz olarak okuyabilir veya Global Yayıncılık'ın 0212 4444441 no’lu telefonundan temin edebilirsiniz.

    



Bu tam sayfa ilan
1 Mayıs 2007 tarihinde Vakit
2 Mayıs 2007 tarihinde Türkiye
3 Mayıs 2007 tarihinde Yeni Şafak
10 Ağustos 2007 tarihinde Star
11 Ağustos 2007 tarihinde Yeni Şafak
12 Ağustos 2007 tarihinde Milli Gazete
14 Ağustos 2007 tarihinde Vakit
16 Ağustos 2007 tarihinde Türkiye
gazetelerinde yayınlanmıştır.

 

 
   
     
 

 

 

 
© 2010 Harun Yahya www.harunyahya.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla çoğaltabilirsiniz.