KOMUNIZM.COMhttp://komunizm.comkomunizm.com - Kısa filmler - Mutlaka izleyin - Son EklenenlertrCopyright (C) 1994 komunizm.com 1KOMUNIZM.COMhttp://komunizm.comhttp://harunyahya.com/assets/images/hy_muhur.png11666Atatürk ve Aydınlık Türkiye Konferansı – 8 Nisan 2018 – Shangri-La Bosphorus, İstanbulhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272982/ataturk-ve-aydinlik-turkiye-konferansihttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272982/ataturk-ve-aydinlik-turkiye-konferansihttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/Adnan-Oktar-Ahmet-Uslu-ve-Hanri-Benazus-ile.jpgTue, 17 Apr 2018 17:04:47 +0300Atatürk ve Aydınlık Türkiye Konferansı – 8 Nisan 2018 – Shangri-La Bosphorus, İstanbul (Kokteyl)http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272981/ataturk-ve-aydinlik-turkiye-konferansihttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272981/ataturk-ve-aydinlik-turkiye-konferansihttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/1-Yasar-okuyan-AdnanOktar.jpgTue, 17 Apr 2018 17:02:28 +0300A9 TV’NİN KURULUŞUNUN 8. YILDÖNÜMÜ KUTLAMA YEMEĞİ - (Raffles İstanbul, İstanbul, 19 Mart 2018)http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272517/a9-tvnin-kurulusunun-8-yildonumuhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272517/a9-tvnin-kurulusunun-8-yildonumuhttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/Adnan_Oktar_Muazzez_Ersoy_A9_8Yil.jpgFri, 30 Mar 2018 02:56:29 +0300A9 TV’NİN KURULUŞUNUN 8. YILDÖNÜMÜ KUTLAMA YEMEĞİ (Kokteyl) - (Raffles İstanbul, İstanbul, 19 Mart 2018)http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272516/a9-tvnin-kurulusunun-8-yildonumuhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272516/a9-tvnin-kurulusunun-8-yildonumuhttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/a9tvkokteyl.jpgFri, 30 Mar 2018 02:34:16 +0300A9 TV'de 8 yılda neler yaşadık?http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272279/a9-tvde-8-yilda-nelerhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272279/a9-tvde-8-yilda-nelerhttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/aa99.gifSun, 25 Mar 2018 12:47:35 +0300Cam Tavanlar Görünmeyen Engellerhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272278/cam-tavanlar-gorunmeyen-engellerhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/272278/cam-tavanlar-gorunmeyen-engellerhttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/cam.gifSun, 25 Mar 2018 12:34:39 +0300Gökyüzünde kaç yıldız var?Herkes gökyüzüne bakarken merak etmiş ve şu sorunun cevabı düşünmüştür:

Uçsuz bucaksız bu evrende acaba kaç tane yıldız var?

Yıldızları saymak neredeyse dünyadaki kumsallarda var olan kum tanelerini “tek tek” saymaktan farksızdır.

Yıldızların sayısı hakkında bir tespitte bulunmak ancak evrende var olan tüm galaksileri tespit etmekle mümkün olabilir.

1995 yılında Hubble teleskobuyla yapılan gözlemlerde evrende 3000 kadar galaksinin var olduğu kaydedilmiş, 2003 ve 2004 te yapılan diğer gözlemlerle bu rakam 10 000’e kadar yükselmiştir.

NASA’nın verdiği bilgiye göre 10 000 galaksinin her birinde ortalama yüz milyar yıldız olduğu varsayılırsa karşımıza çıkan rakam : 1024 tür.

2013 yılında Avrupa’dan fırlatılan Gaia uydusu, 5 yıl boyunca 1 milyar yıldızın hareketini takip edecek, bu sayede daha güncel bilgi edinme imkanımız olacak.

En merak edilen elbette Kendi galaksimiz Samanyolu. Araştırma sonuçları Samanyolu’nda 200 ile 400 milyar yıldız olduğunu ortaya koymuştur.

Hepimiz günlük hayatlarımızı yaşarken birçoğumuzun  “uzayın farklı yerlerinde her gün 10 milyar yıldız doğarken bir milyon yıldız sönüp gittiğinden” haberi dahi olmuyor.

Uzay boşluğunda irili ufaklı milyarlarla ifade edilen bu yıldızlar, Rabbimizin sonsuz ilminin birer delili. Bilim her gün bu ilmi ve sanatı ispatlayan yeni bir bilgi daha Bizlere sunuyor. Bir Kuran ayetinde bu gerçeğe Allah şöyle dikkat çekmektedir:

Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 12)

]]>
http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/271091/gokyuzunde-kac-yildiz-varhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/271091/gokyuzunde-kac-yildiz-varhttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/hubblegascloud.jpgSat, 24 Feb 2018 21:30:29 +0200
Allah, Afrin harekatında ordumuzu muzaffer etsinhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/270038/allah-afrin-harekatinda-ordumuzu-muzafferhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/270038/allah-afrin-harekatinda-ordumuzu-muzafferhttp://fs.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/afrin_teaser1_04.jpgThu, 01 Feb 2018 13:30:25 +0200Allah’ın Sadece Adnan Oktar’a Nasip Ettiği Dünya Çapında Başarılar -1http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/269698/allahin-sadece-adnan-oktara-nasiphttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/269698/allahin-sadece-adnan-oktara-nasipFri, 26 Jan 2018 16:12:25 +0200Sayın Adnan Oktar’ın kitaplarını okuduktan sonra Müslüman olan Avukat Marco Bey ile Röportajhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/266618/sayin-adnan-oktarin-kitaplarini-okuduktanhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/266618/sayin-adnan-oktarin-kitaplarini-okuduktanhttp://fs.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/Marco_Mor_tr2_03.jpgSat, 23 Dec 2017 15:21:44 +020031. Uluslararası İslam Birliği Konferansında Ayetullah Ali Hamaney’in Konuşmasıhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/266400/31-uluslararasi-islam-birligi-konferansindahttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/266400/31-uluslararasi-islam-birligi-konferansindahttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/hamaney.gifFri, 22 Dec 2017 23:01:39 +0200 Yuval Noah Harari’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 5 - “Dik yürüme özelliğinin zamanla kazanıldığı” aldatmacası“Dik yürüme özelliğinin zamanla kazanıldığı” aldatmacası

 Harari’nin Sapiens isimli kitabındaki masalsı anlatımlardan biri de şöyledir:

“Ayaktayken av hayvanlarına ve düşmana karşı savanı taramak daha kolaydır ve hareket etmek için gerekmeyen kollar, taş atmak ve işaret etmek gibi işler için kullanılabilir. Ellerimiz daha fazla şey yapabildikçe ellerin sahipleri de daha başarılı hale geldiler, dolayısıyla evrimsel baskı avuçlarda ve parmaklarda daha yoğun bir sinir ağı ve kasların gelişmesini sağladı.” (Yuval Noah Harari. Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi. Kolektif kitap, 2015, sayfa 22.)

Bu masalsı anlatım tarzı, Lamarck zamanında, genetik bilginin varlığının bilinmediği çağlardan kalmadır. Halbuki bugün çok iyi biliyoruz ki, genlerde yer alan bilgilerin fiziksel yapımızı etkilemesi ile yapabildiğimiz şeylerin kapasitesi belirlenir. Ancak bunun tersi, yani yaptığımız hareket ve davranışların genlerimizi etkilemesi gibi bir mekanizma asla söz konusu değildir. Gen varlığının bilinmediği bir dönemde spor yapan, ağırlık kaldıran insanları izleyen bir gözlemci, sadece ağırlık kaldırdıkça kas kemik yapısının güçlendiğini görerek böyle bir yanlış çıkarımda bulunmuş olabilir. Aslında o devirde bile, sporcuların çocuklarının -spor yapmazlarsa- kas kemiklerinin ebeveynlerine benzemediği gözlense böyle bir iddia ortaya atılmayacaktır.

1996 yılında insanın iki ayaklı yürüyüşü konusunda araştırmalar yapan İngiliz mühendis Robin Crompton, yaptığı bilgisayar simülasyonları sonucunda maymun yürüyüşü ve insan yürüyüşü arasında bir hareket şeklinin mümkün olmadığını ortaya koymuştur. Crompton’ın çalışması göstermiştir ki, bir canlı ya iki ayağı üzerinde dik olarak yürüyebilir, ya da dört ayağını kullanarak ve öne eğik olarak hareket edebilir. Bu ikisinin arasında kalan bir yürüyüş modeli son derece verimsizdir.

Dahası, fosil kayıtları, hiçbir zaman hiçbir canlının insan ve maymun yürüyüşü arası bir hareket şekline sahip olmadığını göstermektedir. Fosil kayıtları üzerinde yapılan detaylı incelemeler, Australopithecus ve Homo Habilis sınıflamalarına dahil edilen canlıların maymunlar gibi dört ayaklı ve eğik yürüdüklerini, Homo Erectus ve Neandertal adamı gibi insan ırklarının aynı bizim gibi dik yürüdüklerini ispatlamaktadır. Yani iki ayaklı dik yürüyüş modeli, dünya üzerinde ilk olarak insanlarla birlikte ve aniden ortaya çıkmıştır.

 

Sosyal Darwinizmin Getirdiği Tehlike

Kitapta evrim teorisini desteklemek amaçlı yapılan anlatımların sonrasında ateist düşünce yapısı üzerine bina edilen felsefeye genişçe yer verilmiştir. Dünyamızın geçmişte, şu an içinde sürüklendiği ve ileride sürüklenebileceği dinden uzak yaşam tarzının oluşturduğu çarpık sistemlerin analizi yapılmıştır. Dikkat çekici olan kitabın yazarının, bunları anlatırken gerek açık gerek gizli verilen tehlikeli Darwinist mesajların, bu hatalı düzeni daha da derinleştirici etkisi olacağını görmüş olmasıdır:

“Biyoloji bilimine göre insanlar (haşa) “yaratılmamış” evrimleşmiştir. Ve evrim kesinlikle eşitlikçi değildir. Eşitlik fikri yaratılış inancıyla iç içe geçmiştir. Eğer Hıristiyanların tanrı, yaratılış ve ruhlar hakkındaki mitlerine inanmıyorsak, tüm insanların “eşit” olması ne anlama gelmektedir?... Biyolojide hak diye bir şey yoktur. Sadece organlar, beceriler ve özellikler vardır.... Peki ya özgürlük? Biyolojide özgürlük yoktur. Tıpkı eşitlik, haklar gibi özgürlük de insanların ancak hayal güçlerinde icat ettiği ve yaşattığı bir kavramdır. Biyolojik bakış açısıyla bakıldığında insanların demokrasilerde özgür, diktatörlüklerde özgürlüklerinden mahrum yaşadıklarını söylemenin hiç bir anlamı yoktur.” (Yuval Noah Harari, Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi, Kolektif kitap, 2015, sayfa 118)

Şu bir kaç satırı okumak bile Darwinist düşünce yapısına sahip dünyanın ne kadar vahşi bir hal alabileceğini anlamak açısından çok önemli. Evrimci düşünceyle şekillenmiş, Allah’a inanmayan bir toplumda insanların ne kadar sınır tanımaz hale gelebilecekleri ortada. Din ahlakı yıkıldığı anda, dinin özünde yer alan dayanışma, fedakarlık, merhamet, yoksulların ve zayıfların korunması, tüm insanların eşit sayılması, sevgi gibi erdemler yerini, zulüm, baskı, işkence, bencillik, sevgisizlik, köleleştirme, öldürme gibi tehlikeli ve acımasız bir hayat tarzına terk edecektir. Hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar anlamını yitirecek, güçlünün zayıfı, zenginin fakiri ezdiği bir ortam, çok kısa sürede yaşanılmaz hale gelecektir. Evrimci düşünce bu hayat tarzını, teorinin temelinde mücadele olduğu için sözde “doğal seleksiyonun” bir parçası olarak niteler ve bir gereklilik olarak görür; böylece kendilerince güçlü, sağlıklı, akıllı nesillerin, sözde evrimin ilerlemesine katkıda bulunacağı iddia edilir.

Bu acımasız düşüncenin örneklerini Darwinist fikrin dünyaya hakim olduğu 20. yüzyılda çokça yaşadık. Hitler, Stalin, Pol Pot gibi diktatörlerin zalimliğini, milyonlarca insanı nasıl soykırıma uğrattıklarını, Hitler'in kendince "aşağı ırk" olarak gördüğü insanları nasıl gaz odalarında öldürttüğünü; birçok Batı ülkesinde yüz binlerce insanın sadece hasta, sakat veya yaşlı olduğu için nasıl zorla kısırlaştırıldığını veya ölüme terk edildiğini 20. yüzyılda tüm dünya izlemiştir. Acımasız rekabet nedeniyle dünyanın her yanında insanların ezildiklerini ve sömürüldüklerini; ırkçılığın kimi devletlerin ideolojisi haline geldiğini ve bazı ırkların insan bile sayılmadığını; komünist ile kapitalist, sağ ile sol arasında çatışmalar, sıcak ve soğuk savaşlar yaşandığını; aynı ülke halklarının, hatta kardeşlerin bile birbirlerine düşman hale geldiğini herkes bilmektedir.

Evrimci düşünce yapısına sahip ateist bir kimse de, aslında dine ait ahlak kurallarının yaşandığı bir dünyanın, çok daha iyi bir hayat olacağının farkındadır. Ancak bu kişilere “Gelin din ahlakına uygun yaşayalım” demek, onların ideolojilerini birden bire değiştirmeyecek, istenilen sonuç alınamayacaktır. İşte bu noktada, inançlarının temelinde yer alan sözde evrim teorisinin geçersizliğinin çok iyi anlatılması, Harari’nin kitabında anlattığı düşünce yapısını ve diğer ateist sistemleri temelinden sarsacak ve çökertecektir. Evrimin geçersiz olduğunun ve evrime dayalı bir hayatın geçersizliğinin bilimsel delillerle kanıtlanması, insanı, evrenin ancak bilinçli bir güç tarafından yaratılabileceği sonucuna ulaştıracaktır. Allah inancının topluma hakim olması da, sevginin, kalitenin, özgürlüğün, demokrasinin, saygının ve her türlü güzelliğin temeli olan din ahlakını hakim kılacak; dünya cennet gibi olacaktır.

]]>
http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/266154/-yuval-noah-hararinin-sapienshttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/266154/-yuval-noah-hararinin-sapienshttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/Yuval-Noah-Harari.jpgWed, 20 Dec 2017 05:17:33 +0200
Yuval Noah Harari’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 3 - “Büyük beyin, yüksek zeka yanılgısı” iddiası Büyük beyin, yüksek zeka yanılgısı

Evrimcilerin farklı türleri birbirlerinin atası gibi gösterme çabalarında dayandıkları temel noktalardan biri, beyin hacmidir. İddiaya göre zamanla beyin hacmi büyüdükçe, zeka artmış ve günümüz insanında en üst noktaya ulaşmıştır.

Evrimcilere bu kadar serbest bir şekilde gerçek dışı senaryo yazma imkanı veren etken ise, özellikle de fosil alanında, bu konudaki delillerin azlığıdır. Beyin yumuşak bir dokudur. Yumuşak dokular bazı özel şartlar dışında daha zor fosilleşirler. Bu yüzden insan beyninin yapısına dair hiçbir fosil kaydı yoktur. Harari de temelsiz bu iddiayı dayanak noktalarından biri yapmıştır. Harari’nin kitabındaki hikayevari anlatımlar şöyledir:

“En erken erkek ve kadının 2.5 milyon yıl önce beyinleri yaklaşık 600 cm3’tü. Modern sapiensin ortalama beyni ise 1200-1400 cm3’tür. Neandertal beyni ise daha büyüktü.” (Yuval Noah Harari. Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi. Kolektif kitap, 2015, sayfa 22)

Oysa 600 cm3 beyne sahip ilk insan olarak ortaya atılan Homo habilis, Australopithecus ismi verilen maymun sınıfına dahildir. Aynı Australopithecus gibi uzun kollu, kısa bacaklı ve maymunsu bir iskelet yapısına sahiptir. El ve ayak parmakları tırmanmaya uyumludur. Kısacası bazı evrimciler tarafından ayrı bir tür olarak gösterilen Homo habilis, gerçekte tüm diğer Australopithecuslar gibi bir maymun türüdür.

Neandertal beyninin 1600 cm3 olduğu düşünüldüğünde, günümüz insanından daha geri bir tür olarak gösterilmeye çalışılması, beyin hacmine dayalı bu iddianın da çökmesi anlamına gelir. Halbuki Neandertaller sadece iri bir insan ırkıdır. Bugün yaşayan ortalama kadın beyni 1200cm3, erkek beyni ise 1400cm3 hacme sahiptir. İnsan beyin boyutlarının arasında farklılıklar olması büyüme faktörleri ve hormonal farklılıklara bağlı fenotip değişiklikleri ile oluşur. Yapılan çalışmalarda erkek ve kadın beyin hacimleri arasındaki değişkenliklere rağmen IQ ve fonksiyon açısından hiçbir fark tespit edilememiştir. Bunun yanında aynı beyin hacmine sahip insanların IQ seviyeleri arasındaki büyük farklar da ortadadır. Bu bilgiler ışığında evrimcilerin sırf beyin hacmine bakarak sınıflama ve sıralama yapma çabalarının temelsiz olduğu ortadadır.

İnsan, aklı ve şuuru olan, görüntüyü görüp algılayan, bunlar üzerine düşünüp yorum yapan, konuşan, muhakeme ve yargıya sahip olan, diğer canlılardan tamamen farklı bir varlıktır. Bir arı veya karınca kolonisindeki düzeni, bu canlıların küçük beyinlerine atfetmek nasıl olanaksızsa, insandaki bu özellikleri de beyinin yapısı ile açıklamak olanaksızdır. İnsanla diğer canlılar arasındaki en önemli fark, insanın bilinç sahibi olmasıdır. Diğer canlılar Allah’ın kendilerine verdiği ilham ölçüsünde şuursuz hareket ederler.

Darwinistler, maymunların bazı davranışlarını insanlara benzeterek büyük bir heyecana kapılırlar ve maymunların insanların evrimsel akrabaları olduğuna kanaat getirirler. Günümüzde gerek maymun gerekse insan beyni üzerinde yapılan çalışmalarda, yapısal anatomi olarak bakıldığında bu sayılan özellikleri açıklayabilecek derecede bir fark gösterilememiştir. O halde insanı diğer canlılardan ayıran akıl, şuur, muhakeme ve bilinç gibi özelliklerini sırf anatomik ve fizyolojik özellikleri ile açıklayabilmek mümkün değildir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliği “Ruh sahibi” bir varlık olmasıdır. O ruh ise, tüm varlıkları yaratan Yüce Allah'a aittir.

]]>
http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/265121/-yuval-noah-hararinin-sapienshttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/265121/-yuval-noah-hararinin-sapienshttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/yuvalNoahHarari_a9tv.jpgThu, 07 Dec 2017 09:13:53 +0200
Yuval Noah Harari’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 2 - “100 bin yıl önce 6 farklı insan türü yaşadığı” iddiası Yuval Noah Harari’nin Sapiens Kitabındaki “100 bin yıl önce 6 farklı insan türü yaşadığı” iddiasına cevap

Klasik Darwinist düşüncenin sözde evrimleştirici olarak ortaya attıkları mekanizmalardan biri bildiğimiz gibi doğal seleksiyondur. Doğal seleksiyonun işleyebilmesi de toplumda çeşitlilik olmasını gerektirir. Toplum yapısının çeşitli olmadığı bir ortamda doğal seleksiyonun “güçlü olanın ayakta kalması” iddiasının işlemeyeceği düşünüldüğü için, evrimcilerin hep bir çeşitlilik ve genetik farklılık üretme çabaları vardır. Bu çabaların yürütüldüğü ortam da, genelde spekülasyona açık ve yalanlanmasının da zor olduğunu düşündükleri geçmişe ait fosil bulgularında kendine yer bulur. İnsanın tarihte ortaya çıkışı konusu da spekülasyon yapılan konulardan biridir. Evrimin ortaya atılmasından günümüze kadar geçen sürede, insana ve maymun türlerine ait fosil kayıtları üzerinde bir çok gerçeği yansıtmayan spekülasyon, hatta sahtekarlıklar yapılarak, sözde insansı, ara form veya yeni insan türü iddiaları ortaya atılmıştır. Harari de kitabın başlangıcında 100 bin yıl önce 6 farklı insan türünün aynı anda yaşadığını ve H. Sapiensin diğerlerine üstün gelerek dünya üzerinde tek insan türü olarak kaldığını iddia etmiştir. Farklı türler olduğu iddia edilen insanlar H. Neanderthalensis, H. Erectus, H. Soloensis, H. Floresiensis, H. Denisova ve H. Sapienstir ve farklı insan ırklarıdır. Nasıl ki günümüzde Eskimolar, Çinliler, Türkler gibi farklı insan ırkları varsa aynı şekilde o dönemde de farklı ırklar olmuştur. O dönemdeki insan ırklarının özellikleri de şunlardır:

NEANDERTALLER:

Avrupa ve Asya’da M.Ö. 200 bin ile 30 bin yıllarında yaşamış iri ve güçlü bir insan ırkıdır. İlk fosilleri bulunduğunda “dik yürüyemeyen ara bir tür” olarak yansıtılmasına rağmen bu iddianın yanlış olduğu sonradan kanıtlanmıştır. Ara tür olduğu, insanın atası olduğu iddiaları tutmayınca, bu sefer de -Harari’nin de iddia ettiği gibi- Sapiens’le aynı zamanda yaşamış ama Sapiens tarafından ortadan kaldırılmış bir tür olduğu iddiaları ortaya atıldı. Sırf anatomik farklılıkların canlının başka bir tür olduğunu kanıtlamaya yetmeyeceğinin bilincinde olan evrimci çevreler son yaptıkları sözde bilimsel delillerine genetik çalışmaları da eklediler. Sözde modern insan %1-4 Neandertal geni taşıyordu yani ortadan kaldırılmış değil karışmışlardı. Halbuki bu iddia tam anlamıyla mantıksızdır:

İnsan ile bir maymunun %95-98 benzer genetik yapıya sahip olduğu iddia edilirken, Neandertalle sadece %1-4 gen benzerliği olduğunu başka bir deyişle %96 farklılık olduğunu iddia etmek de başka bir akıl tutulmasıdır. Sapiens de Neandertal de aynı türün farklı ırklarını oluşturmaktadırlar; sözde bilimsel dergi ve laboratuvarlarda farklı tür oluşturma girişimleri, evrimci iddiaları kanıtlama yönündeki nafile çalışmalardır.

HOMO SOLOENSIS:

Yüz bölgesi eksik 12 kafatasından meydana gelen Kenya’da bulunmuş fosil kalıntılarıdır. Soloensis kafataslarının ne olduğuna evrimciler bir türlü karar verememişler ve sonuçta kafatasları kaplan(!), Neandertal Adamı ve en sonunda “modern insan” olarak tanımlanmıştır. Solo kafataslarına verilen isimler de evrimcilerin nasıl bir durumda olduklarını göstermesi bakımından manidardır. Bu kafatasları şu isimle isimlendirilmişlerdir: Homo (Javanthropus) soloensis. Homo soloensis, Homo primigenius asiaticus, Homo neanderthalensis soloensis, Homo sapiens soloensis, Homo erectus erectus, Homo erectus , ve en son olarak Homo sapiens.

Bu da insanın hayali evrimi senaryosunu inceleyen antropolojinin güvenilirlikten ne kadar uzak olduğuna dair açık bir işaret oluşturmaktadır.

HOMO FLORESIENSIS:

Endonezya’nın Flores adasında bulunan 18 bin yaşında 8-12 insana ait kalıntılardan oluşan fosillerden bir tanesi olan H. Floresiensis ise, 1 metre boya ve 380cc beyin hacmine sahipti; çene ve bilek anatomisinde "normal" Homo sapiens'ten farklı özellikler ortaya koyuyordu. Evrimciler bunları maymunsu özellikler olarak çarpıtmış ve kalıntıları insanın sözde evriminde Homo sapiens'ten ayrı bir tür olarak tanımlamışlardı. Oysa sonra yapılan çalışmalarda, bu bireyin “Kretinizm” denen tiroid hormonu eksikliği ile oluşan ve fiziksel ve zihinsel gelişimi önemli ölçüde etkileyen bir hastalığa sahip olduğu bulunmuştur. Yani H. Floresiensis, ayrı bir tür değil, hastalığı olan bir insandır.

DENISOVA:

Bu fosiller arasında en son ortaya atılanıdır. Aslında ortada bir fosilin varlığından da söz edilemez. Bulunan sadece 0.5cm’lik bir parmak kemiği parçası ve iki dişten ibarettir. Evrimciler bu küçük fosil parçacıklarından insanlık tarihini ve gen transferini yeniden yazmaya kalkmışlardır. Denisova da yine Neandertal gibi sözde genetik çalışmalarla desteklenmeye çalışılmıştır. Halbuki bu durumda da farklı bir insan türünün varlığını destekleyecek hiç bir kanıt yoktur.

Görüldüğü gibi, HARARI’NİN 6 FARKLI TÜR İDDİASI BİLİMSEL GERÇEKLERLE BAĞDAŞMAMAKTADIR. Bu insan fosillerinin bir kısmı hastalıklı, bir kısmı sahte türetilmiş fosillerden, bir kısmı da fiziksel farklılıklar gösteren bireylerden oluşmaktadır. Günümüzde nasıl insan ırkları fiziksel olarak birbirinden farklı özellikler sergiliyorlarsa, bundan 100 bin yıl önce de fiziksel olarak farklılıklar göstermişlerdir. Bu onların farklı fenotipe sahip bireyler olduklarının delilidir. İnsan ilk yaratıldığı andan günümüze kadar geçen zamanda hep tek bir tür olarak var olmuştur.

]]>
http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/263906/-yuval-noah-hararinin-sapienshttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/263906/-yuval-noah-hararinin-sapienshttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/yuval_harari.jpgSat, 25 Nov 2017 18:46:15 +0200
Yuval Noah Hararı’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 4 - “Geçmişte insanın pek az şey ürettiği” iddiasıHarari ve diğer evrimcilerin bir iddiası da “geçmiş nesillerin çok az şey ürettiği” yönündedir. Bunu iddiadaki asıl amaç; insanlığın gerek zeka gerekse kültürel olarak basitten karmaşığa giden bir süreç yaşadığı iddialarını kanıtlamaya çalışmaktır. Darwinistler ilk insanların hayvanlara yakın düşünme yetisi ve becerisine sahip, sözde ilkel bir beyinlerinin olduğunu, beyin gelişimi ile birlikte de insanların daha çok şey üretebildiğini savunurlar. Buna delil olarak ise sadece “Taş devri” olarak tanımlanan hayali dönemde çakmak taşından bir kaç sopa ve bıçak dışında hiçbir aletin bulunamamasını örnek gösterirler. Halbuki bu tarz bir delil, geçmiş yaşamın nasıl olduğuna dair güvenilir bir bilgi vermekten uzaktır. 

Günümüzden 300-500 yıl öncesine ait pek çok eşyanın bile doğal süreçler altında bozulmaya uğradığı herkesin malumudur. Geçmişe ait eşyaların bozuluma uğramaması için özel şartlar altında korumaya alınması bile bazen yetersiz kalmaktadır. Doğal koşullar altında bozulmanın hızlanacağı açıktır. Metal eşyaların 1500 yıldan daha fazla süre bozulmadan kalmasının pek mümkün olmadığı bilinmektedir. Taşlar bile zaman içinde ufalanarak aşınıp özelliklerini yitirmektedirler. 3000-4000 yıllık piramitlerin yapısı ciddi şekilde aşınmış durumdadır. Bu durumda evrimcilerin iddialarına delil olarak sunduğu iyi korunmuş ortamlardan kalma bir kaç parça taş eşyanın 100 bin hatta 10 bin yıl öncesi yaşam şartlarını yansıtmayacağı çok açıktır. 

Dolayısıyla tarihte sözde "ilkel insanların" yaşadığı bir taş devri olduğu iddiası bir aldatmacadır. Tarihin hiçbir döneminde ilkel insan var olmamış, sadece taştan aletlerin yapıldığı ilkel bir dönem yaşanmamıştır. İnsanlık tarihinin her dönemi, büyük medeniyetler barındırır. Öyle ki, eski çağ medeniyetlerinin kimi keşiflerini şu an bile gerçekleştirmekten uzağız. 

İnsanın fiziksel yapısı ilk insandan itibaren hep aynıdır. Akıl ve şuur seviyesi günümüzde ne ise ilk insanda da benzer kapasitededir. İlkelden gelişmişe doğru bir toplum yapısı sergilenmemiş, günümüzdeki gibi dalgalanmalar göstermiştir. Tarihin değişik zamanlarında pek çok ileri seviyede medeniyetler kurulmuş ve bunlar da bir müddet sonra yok olmuştur. Bu yok oluşlar sırasında o zamana kadar oluşan bilgi birikimi de kaybolmuş, kültürler ve bilimsel gelişimler tekrar tekrar yaşanmak durumunda kalınmıştır. Bugün nasıl uzay çağını yaşayan toplumlarla, bilimden, teknolojik imkanlardan uzak basit yaşam tarzına sahip topluluklar aynı dünyada yer alıyorsa, geçmiş devirlerde de bilimsel ve teknolojik açıdan üst düzey kültürler yaşamıştır. 

]]>
http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/262973/-yuval-noah-hararinin-sapienshttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/262973/-yuval-noah-hararinin-sapienshttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/yuval_noahharrai.jpgThu, 09 Nov 2017 20:06:39 +0200
Ed Husain Türkiye aleyhinde neler yapıyor? Mutlaka izleyin!Ed Husain:

Allah'ın haram kıldığı HOMOSEKSÜELLİĞİ MEŞRULAŞTIRMAK,

Allah'ın varlığını inkar eden DARWİNİZM'İ YAYMAK,

İngiliz derin devletinin felsefesi olan RUMİLİĞİ TELKİN ETMEK gibi faaliyetleri olan QUILLIAM VAKFI'NIN KURUCULARINDAN.

CHATHAM HOUSE'un Amerika şubesi olarak kabul edilen CFR'da çalıştı.

AJANLIK YAPTIĞI gerekçesiyle Suudi Arabistan'a girişi yasaklandı.

2014 yılında Tony Blair'ın Faith (İnanç) Vakfı'nda çalışmaya başladı.

Bangladeş asıllı bir aileden gelen Ed Husain’in gerçek adı Muhammed Mahbub Husain. Haşa Peygamberimiz’in ismini kullanmak istemediği için Ed ismini tercih ediyor.

ED HUSAIN KENDİ HAYATINI ANLATTIĞI KİTABINDA İSE ALLAH'A İNANMADIĞINI VE İKİYÜZLÜ KİŞİLİĞİ OLDUĞUNU ŞÖYLE İFADE EDİYOR:

ED HUSAIN’IN KENDİ HAKKINDA VERDİĞİ BAZI BİLGİLER

(BURADAKİ TÜM İFADELERDEN ALLAH’I, İSLAM’I, KURAN’I VE MÜSLÜMANLARI TENZİH EDERİZ.)

“Artık O’nun adına yaşamamızı isteyen bir Allah’a inanamıyordum. Allah, insanların icadıydı, insanlara ait bir çıkarımdı.” “İslam’ın ruhunu kaybetmiştim.” “Hala iki yüzüm, iki kişiliğim vardı.” “İslam’ı manevi bir arayış olarak kabul edemiyordum.”

Ed Husain'in dikkat çeken yönlerinden biri de bir yandan kendisini Türkiye sempatizanı gibi göstermeye uğraşırken bir yandan da Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Türkiye Hükümeti aleyhinde çalışmalar içinde yer alması ve Gülencilerin faaliyetlerine destek verip övmesidir.

CUMHURBAŞKANIMIZI HEDEF ALAN YORUMLAR VE DARBE TAVSİYESİ YAPAN ED HUSAIN AYNI ZAMANDA TÜRKİYE ALEYHTARIDIR

CUMHURBAŞKANIMIZ ERDOĞAN HAKKINDA HAKSIZ İTHAMLARDA BULUNAN ve 15 TEMMUZ DARBESİNİ 3 YIL ÖNCESİNDEN YAZAN ED HUSAIN'İN Türkiye aleyhinde çok sayıda sosyal medya paylaşımı vardır. Ed Husain sosyal medyadaki paylaşımlarında PKK terörünü kendince meşrulaştırmaya çalışmakta, Türkiye Cumhuriyeti devletinin sözde Kürtlere ve farklı etnik kökenlere baskı yaptığını iddia etmekte, sözde Ermeni soykırımı iddiasında bulunmaktadır.

ED HUSAIN'İN TÜRKİYE ALEYHİNE PAYLAŞIMLARINA DİKKAT!

Ed Husain, Türkiye'yi Kürtlere ve gazetecilere baskı uygulamakla itham ediyor ve “Türkiye'yi model olarak yüceltmeden önce iki kez düşünün. Ankara kendisiyle aynı görüşte olmayan Kürtlere, gazetecilere ve diğerlerine karşı tahammülsüz” diyor.

Ed Husain, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın haklı ve doğru bir gerçek olarak söylediği “Ermeni soykırımı yoktur” açıklamasını kendince eleştiriyor. Türkiye'nin sözde Ermeni soykırımını kabul etmesi gerektiğini, “Erdoğan, Suriye'yi yerden yere vuruyor fakat Türkiye hala (Ermeni) soykırımı inkar ediyor...” sözleriyle ifade ediyor.

Ed Husain, Türk Milleti'ni adaletsiz olmakla itham ediyor ve “Ermeniler, Kürtler, Suriyeliler, Mısırlılar ve diğerlerinin geçmişteki Türk adaletsizliğine dair uzun bir listeleri var” diyor.

Ed Husain, Mustafa Akyol'un Türk Milleti'ni kibirli olmakla itham eden paylaşımını destekliyor ve “Duyun, duyun! Mustafa Akyol diyor ki: Türkiye'yi inceledikçe ana problemin KİBİR olduğunu daha iyi anlıyorum” yazıyor.

Egemen Bağış'ın “El Kaide Batı için ne ise PKK da bizim için odur” sözüne Ed Husain “YANLIŞ” diye karşılık veriyor. PKK'nın tıpkı El Kaide gibi bir terör örgütü olduğunu kabul etmediğini ima ediyor.

Ed Husain, Türkiye'yi, ABD'nin müttefiki olmasına rağmen, Hamas'a finansal destek vermekle itham ediyor, “Hamas, artık açıkça Amerika'nın müttefikleri olan Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve (müttefik olmayan) Mısır tarafından destekleniyor” sözleriyle TÜRKİYE ALEYHİNE GERÇEK DIŞI BİLGİLER YAYIYOR.

2014'te Bipartisan Policy Center isimli düşünce kuruluşuna hazırladığı raporda, 15 TEMMUZ'DA yaşanan ve 249 vatandaşımızın alçakça şehit edilmesine sebep olan DARBENİN OLACAĞINI 3 YIL ÖNCESİNDEN HABER VERMİŞTİR.

Söz konusu raporda SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ ALEYHİNDE çok uygunsuz yakıştırmalar ve suçlamalarda bulunarak, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik BİR DARBE GERÇEKLEŞTİRİLMESİ İÇİN açık telkin ve teşviklerde bulunulmuştur.

İşin ilginç yanı Ed Husain'in bu raporu birlikte hazırladığı kişiler arasında, 15 Temmuz darbe girişimini Büyükada'dan takip etmiş olan eski CIA yetkilisi Henri Barkey ile eski ABD'nin Türkiye büyükelçileri Morton Abramowitz ve Eric Edelman de var.

ED HUSAIN'İN Hükümetimiz ve Sayın Cumhurbaşkanımız ERDOĞAN ALEYHİNDE HAZIRLADIĞI, DARBEYİ TARİF EDEN 2014 tarihli raporundan bazı bölümler:

(BU İTHAMLARDAN SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZI, HÜKÜMETİMİZ VE ORDUMUZU TENZİH EDERİZ)

  • Erdoğan görünüşe bakılırsa iktidarda kalabilmek için giderek artan biçimde dünyanın diğer otokratlarının yolundan gidiyor.
  • Aslında, gücü korumak için tek yolu otoriter ve baskıcı bir yönetim modeliyle yola çıkarak sistem üzerindeki denetimi daha da sıkılaştırması, ki bu da neticede daha da çok Türk'ün, uluslararası piyasanın ve Batı güçlerinin uzaklaşmasına neden olacak. (ERDOĞAN'IN) AYAKTA KALMAK İÇİN ÇABALARI ÖLÜMÜNÜ (SONUNU) GETİRECEK. Asıl soru bunun ne kadar vakit alacağı...
  • Daha iyi bir istikrarın çok da ötesinde Türkiye bir huzursuzluk ve istikrarsızlık dönemine giriyor, ki bu dönemde ülke istikrara ulaşana kadar büyük ve ani değişiklikler olacaktır. Halihazırdaki gidişatında, kendi iç çatışmalarıyla kendini tüketerek yapıcı bir dış politikaya enerjisini odaklamakta zorlanır durumda iken Türkiye'nin Birleşmiş Milletler için güçlü bir müttefik olması olası gözükmüyor.
  • Erdoğan'ın gerçekte seçilmiş bir sultan veya bir İslam lideri olmaya karar verdiğinden bu yana DEVLETİN BAŞINDAKİ GÜNLERİ SAYILIDIR. İktidarını yoğunlaştırmak için attığı her adımıyla daha fazla meşruiyetini kaybetmiş ve kendi iktidar tabanının olduğu kadar toplumun da büyük ölçüde desteğini yitirmiştir. Giderek artan saçma davranışları ve dünya görüşünün komplolara dayanması nedeniyle yakın siyasi müttefikleri onu giderek daha fazla bir yük olarak görmektedir.
  • Erdoğan'ın bu olumsuz gidişatı tersine çevirebileceğine inanmak için hiçbir sebep bulunmamaktadır. Aslında onun iktidarda kalması için tek yol yönetiminde bütünüyle baskıcı ve otoriter bir model uygulamasıdır, bunun sonucunda on yıl önce demokratikleşmeyle elde ettiği kazanımları daha fazla aşınacaktır. Bu tür adımlar uluslararası pazarlar ve aynı zamanda Batılı güçleri uzaklaştırmaya devam edecektir. O iktidardaki gücünü sıkılaştırdıkça, iktidar onun elinden daha hızlı kayıp gidecektir. ERDOĞAN SONUÇTA DIŞARIYA ZORLA ATILACAKTIR, fakat asıl soru bu süre zarfında Türkiye'ye ne tür bir zarar vereceğidir.
  • AKP'nin kıdemli üyelerinden ... Bülent Arınç açık olarak kendilerini Erdoğan'ın düşüncesiz, otoriter ve İslamcı yaklaşımından uzak tutmaya çalışmışlardır.
  • Geniş perspektiften bakıldığında Türk devleti içindeki anlaşmazlıklar, İstihbarat Kurumunun Erdoğan'ın kontrolünde olması ve Gülencilerin yargıda ve poliste etkisi, ordunun Türkiye'nin iç işlerinde tekrar bir tür etki oluşturması için şartları sağlamış durumda. Türkiye'deki gözlemciler halihazırda ordudaki subayların davranışlarında önemli bir değişim olduğunu gözlemliyorlar.
  • 1960 darbesini gerçekleştirenlerin albaylar ve yüksek rütbeliler olduğu hatırlanırsa, ordudaki Gülencilerin eğer Gülen hareketine karşı büyük bir operasyon yapılırsa bağımsız hareket etme riski var mıdır?
  • Bu nedenle AKP seçimleri kazanırsa bu Erdoğan'ın beladan kurtulduğu anlamına gelmemeli. Tam aksine, bu seçimler beklenen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinde yaşanacak ÇOK DAHA ŞİDDETLİ SAVAŞLARIN BİR HABERCİSİ OLARAK GÖRÜLEBİLİR.

Halkın üzerine kurşun yağdırılan, sivillerin üzerinden tanklarla geçilen, TARİHİN EN ALÇAK DARBELERİNDEN BİRİNİ bundan 3 YIL ÖNCE YAZAN ED HUSAIN'İN 15 Temmuz'dan sonra, halen TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KULİSİ'NE GİREBİLMESİ ve Türkiye'de çeşitli görüşmeler yapması, bazı siyasiler ve bürokratlarla yakın bağlantılar kurabilmesi ise son derece ilginç bir durumdur.

SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ HAKKINDA OLDUKÇA ÇİRKİN DEĞERLENDİRMELERDE BULUNAN, TÜRKİYE'NİN siyasi ve ekonomik olarak KUŞATILMASI gerektiğini ifade eden birinin YAKA KARTI DAHİ TAKMADAN GAZİ MECLİSİMİZE GİREBİLMESİ, pervasızca Meclisimizde çektiği fotoğraflarını paylaşması kuşkusuz ilgili makamlarca üzerinde durulması gereken bir husustur.

ED HUSAIN bu raporda ayrıca TÜRKİYE'NİN EKONOMİK KRİZLE SIKIŞTIRILMASI GEREKTİĞİ FİKRİNİ DE VERİYOR:

ED HUSAIN'E göre, “Eğer Türkiye ekonomik kriz yaşarsa Erdoğan aleyhine olan hava da hızlanacaktır. Gezi olayları, 17-25 Aralık olayları ve politik istikrarsızlık ekonomiyi krize götürmektedir. ERDOĞAN'I EN KISA ZAMANDA GÖTÜREBİLECEK OLAN EKONOMİK KRİZDİR.

Ed Husain Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Sayın Hükümetimiz aleyhinde böyle mesnetsiz iddialarla raporlar hazırlayıp, kendince akıl verirken FETHULLAH GÜLEN'İ İSE ŞÖYLE ÖVMEKTEDİR:

Ed Husain, “ÖNDE GELEN MÜSLÜMAN ALİMLERDEN BİRİ TÜRKİYE'DEN FETHULLAH GÜLEN. Onların (Gülencilerin) kitapları Arap dünyasında, Somali, Mali, hatta Kenya gibi ülkelerde geniş çaplı çevrilmeli, dağıtılmalı ve yaygınlaştırılmalı” diyor.

GÜLEN TERÖR ÖRGÜTÜ'NÜN Amerika'daki derneklerinden biri olan Raindrop'ta ise Ed Husain'in kitaplarını okuma günleri düzenleniyor.

 

 

 

]]>
http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/262956/ed-husain-turkiye-aleyhinde-nelerhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/262956/ed-husain-turkiye-aleyhinde-nelerhttp://fs.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/ed1.jpgThu, 09 Nov 2017 14:20:35 +0200
Türk Halkı Mehdi'yi Bekliyor!http://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259841/turk-halki-mehdiyi-bekliyorhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259841/turk-halki-mehdiyi-bekliyorhttp://fs.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/turk_halki_mehdiyi_bekliyor2_02.jpgThu, 19 Oct 2017 18:58:34 +0300Araştırmacı Yazar Sn. Kürşad Berkkan "Mehdi (as) gelecek" diyorhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259840/arastirmaci-yazar-sn-kursad-berkkanhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259840/arastirmaci-yazar-sn-kursad-berkkanhttp://fs.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/kursad_berkkan_mehdi_hakkinda_01.jpgThu, 19 Oct 2017 18:37:03 +0300Rohingyalara sesimiz ulaşsınhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259665/rohingyalara-sesimiz-ulassinhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259665/rohingyalara-sesimiz-ulassinhttp://fs.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/Rohingyalara_Sesimiz_Ulassin_02.jpgMon, 16 Oct 2017 21:03:21 +0300Harun Yahya'nın temsilcileri New York Şabat Musevi Merkezi'nde konuşmacıydılarhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259087/harun-yahyanin-temsilcileri-new-yorkhttp://komunizm.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259087/harun-yahyanin-temsilcileri-new-yorkSat, 07 Oct 2017 19:27:07 +0300